Sokaklarda yatmak, parasiz kalmak, tanimadigin insandan cakmak istemek, üşürken gülmek, nehri geçerken korkmak ama bundan zevk almak. Mutluluktan kendini yere atip, kalkmak istememek ve bunun parayla alakasi olmadigini duşünmek…

 Çok hayal gibi geliyor degil mi? 

Norveç’te hiç tanımadığın bir balıkçı kulübesinde uyumak icin, Iran’in en meshur, en güzel yemeklerini yemek için paraya ihtiyacimiz olmadigini hepimiz biliyoruz. Istanbul’ daki hayatimizda cok  huzurlu, varlikli veya rahata duskun olabilirsiniz, olabiliriz. Ev almak, zengin olmak, pahalı seylere sahip olmak gibi hayalim yok, küçük mutlulukların parayla alinamayacagini ogrenecek kadar büyütüyor ve eğitiyor  yol. Biz de hayatımızın yolculuğunda herşeyi denemek istedik. 

  
Norvecte biraz zor durumda kaldik. Oyle üstesinden gelemeyecegimiz biz zorluk degil tabii ki, hafif bir durumdu. Hep aklimizin bir köşesinde olan, yaa otursak şu köşeye ne derler acaba fikrini hayata gecirmek istedik. 100 TL ile dünya turu ya da beş parasız dünya turuna çıkan gezginler değiliz ya da fakir edebiyatı yapmıyoruz. Gazap üzümleri, Sefiller, Oliver twist fakir edebiyatıdır. Fakat biz gerçeği yaşıyoruz, yaşamak istiyoruz. Hayatımızda bunu da denemek istedik. İhtiyacımız olduğundan değil, insanlara güveniyoruz ve seviyoruz.

  
Bu anlatacağım olayların hepsi 1- 1.5 saatte gerçekleşti.
Buyuk şehirlerde olsa asla yapamayacagimizi düşündüğümüz durumu Norveç’ in Stavanger şehrinin küçücük bir sokaginda yaptik. Türkiye’ den getirdigimiz Nazar Boncuklarini cikarttik. Ve kağıdımızı yazip sokagin kosesine oturduk. Tabii ki yol boyunca Uğur Şapkam Ali’ ye 50 cent i bırakıp başladık oturmaya.

Hemen karşımızda elinde sadece bardagi tutan bir dilenci ile arada gidip gelen cingeneler disinda yolda pek kimse yok. Sokaktan 10 dk da 10-15 kisi geçiyor ya da geçmiyor.

Oturmamizin uzerinden 5 dk gecti gecmedi bir kişi eli dolu şekilde have a nice trip deyip coinsleri bıraktı. Emreyle biz biranda sevinç içinde  ” Lan ne kadar attı, oha baya atmış ha ”  douzyüz doksan sekiz, douzyüz doksan dokuz diye Ümmet abi edasıyla çevreden geçenleri unutarak elimizdeki 20- 30 Nok ları saymaya başladık. 

  •  Bırak la diğerleri bakıyor devam hadi devam. ( Paralar kasaya kondu, ederi €3)

Oturmaya devam ettik. Olay bundan sonra basladi diyebiliriz. Karsimizdan gelen iki tane cift once para vereceklerdi, yanimiza yaklasmadan adam geri dondu biz o ara kritiğe basladik

  • Kesin yemek almaya gitti. 
  • Yok lan bisi unutmustur. 
  • Yok yok kesin yemek alip gelcek. Oha kola da alir bence…

ve 10 dakika sonra elinde 2 buyuk Mcdonalds menusuyle geldi. Biz tabii tesekkurler esliginde, nazar boncugumuzu hediye edip tezgahi topladik. Gittik bir köşede karnimizi doyurduk. 
Ve tezgaha geri geldik. Karnimiz tok, sirtimiz pek olunca, gelen gecen her insan bize gulucuk sactikca keyfimiz yerine geldi. Olay oraya oturmaktan cok kendimizi ozel hissettiren bir duruma donustu. Bize bakarak gecen herkese nazar boncugu hediye etmeye basladik. Sonra çok tatlı bir kadin yanimizdan gulerek ve yaziyi okuyarak gecti. 20- 30 m sonra geri donerek 

 • Aç mısınız ?

 eh biraz (Kağıtta açız yazıyor ama doyduk )

• Ne yemek istersiniz ? Ne içmek istersiniz ?

Çok çok sağolun. Biz yemek ayırt etmiyoruz ne olursa

• Cola ? Soğuk birşeyler ? Hava soğuk Kahve içer misiniz ?

Aaa çok iyi olur, çok sağolun

ve kadın gitti biraz sonra elinde 2 büyük kahve ve 2 poğoça ile geldi. Ve bundan sonraki rotamızı, nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi sordu. Sohbetten sonra yolunuz açık olsun dileğiyle gitti.
Emreyle her gelen kişinin kritiğini yapıyoruz. 

  • Ne iyi kadindi lan, yolda görse yüzüne bakmaz dersin, taa nerden gitti kahve aldı geldi üstüne çok tatlı sohbet etti vay anasını.

Biz oturmaya devam tabii ki, oteden dogru tek rakibimiz olan romanyalı dilenci abimiz lokasyonda stratejik hata yapmis sekilde oturuyor. Sirtini magazaya dayamış ama gelen geçen hep solunda kaliyor haliyle kimse ona bakmiyor, biz ise fatih terim gibi 3-5- 2 çatır çatır işliyor, hedefi karşıdan görüyoruz. Bloklar arasında sıkıntı yok, gayet kollektif çalışıyoruz. Ama rakip çok centilmen ve misafirperver sürekli baş parmağıyla ” iyisiniz, süpersiniz işareti yapıp gülümsüyor ”

  • Kanka adamlarin dilencileri bile sevimli lan, baksana adam gülüp duruyor bize.

 derken yanimizdan cok tatli bir cocuk gecti. Surekli annesinin etegini cekistiriyor. Annesi yok mok desede cocuk surekli cekistiriyor. Kadin no yapiyor cocuk cekistiriyor, baya bi görüş alanımızda böyle kaldılar. Oysa çocuk annesinden para istiyormuş, zorla kadından parayı alıp yanımıza gelip hello demesin mi. 

  • Ulan nasıl hoşumuza gitti. Nasıl mutlu olduk anlatamayız. Otur agla yemin ediyorum. 

parayi şapkaya birakıp, salına salına gülerek gitmesin mi? 

  • Kanka bak cocuga olum ya. Yemin ediyorum bu sehir cok baska. Gördün mü çocuğu.

daha neler yasayabiliriz ki diyerek oturmaya devam ettik. Bu sirada rakip takimdan bir atak geldi, yerini degistirdi. Sagdan, sola gecti. Yine yüzünde bir gülümseme tabii ki. 

Para vermek icin cantasini karistiran coins bulamayinca ozur dileyip giden insanlari mi yazalim, yanimizdan elinde bardak başka muhitte rakibimiz dilenci abinin burası bu saatte azalıyor şuraya oturun demesini mi ? Başka bir dilencinin gelip para vermesini mi anlatalım. O 1 saatte, şehre gelen kimsesiz turiste, sanki tüm köy halkı yardım ediyor gibi hissettik ama burası Norveç.

  • Abi yok boyle bir sehir ya. Yemin ediyorum bu şehri asla unutamam.

Ve iste o an. Bir adet homeless ( Evsiz ) yanımıza yaklaştı. Rahat 1.90 boyunda var. 60 yaşlarında görünüyor. Yavaş yavaş yürüyor, hareketleri fazlasıyla yavaş. Ingilizce ise saglam.

  •  Hello, I love poor mans. Because I’ m poor. You are poor. I love you 

( Merhaba, ben fakir insanlari severim. Cunku fakirim. Siz de fakirsiniz, Sizi seviyorum )

* Bu ilk gelis kelimesini unutamadigim icin Ingilizce, oldugu haliyle yazdim

Biz, ne oluyoki durumundayız. Adam yanimizda elini cebinden cikartmaya calisiyor. Elinde 2 tane 1 Nok var. Ve yavasca cikartip 1′ er Nok lari sapkanin icine birakti. Ve 

  • Almost, we love you. 

diyerek bize baka baka uzaklasti. Biz boyle burun direklerimiz sizlar sekilde bakakaldik.

  • Olum o neydi lan.Hahas Hassiktir. Evsiz adam para verdi lan. Al, al şu en üstteki 2 tane 1′ er Nok, ölene kadar saklariz. 

Onlarca ülke gezdim. Onlarca kültür, onlarca hikaye. Beni en cok etkileyenlerin basida gelir. Adamin o gelisi, gidisi ve gulumseyişi. Unutamazsın.

Biz bir ara dükkanı toparladık oturduk tekrar açtık. O sırada dilenen cingene ve digerleri yanimiza gelip 3-5 kisi gulerek etrafimizda toplandilar. Nazar Boncuklarina baktilar. Hediye ettik onlara, bize bakip bakip gittiler.  O sırada 2 tane Türk geçti yanımızdan. Selam verdik

  •  Merhaba abi, 
  • Oo, Merhaba Kardesim

Deniz abi ve Semih abi, Turkiyeden bir gorev icin Stavanger’ e gelmis iki tatli insan. 10 dakika kadar guzel bir sohbet sonrasi, hikayelerimizi onlara anlatip bir hatira fotografi cektirdik ve trenimize dogru yol aldik. 

  

Bu aksam ne yiyecegimin planini yapmamak, yoruldugum yerde doymak, kaybolmak, bir ton eğlenceye ve bir o kadar sikintiya katlanmak, sikintiya katlanmayi ogrenmek, hic tanimadiginiz insanlarin selamıyla gülümsemek içindi herşey.
 

Ve yol bize sahip çıktı.